Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Ülkemi kötü göstermemek için hiçbir zaman çektiğim işkencelerden bahsetmedim" sözü, vatanseverlik ve siyasi duruş arasındaki ince çizgiyi gözler önüne seriyor. Peki, günümüz siyasetçileri bu ilkeyi ne kadar benimsiyor? İşte bu sorunun cevabını ararken, "CHP'li olurum" dedirten olaylara yakından bakıyoruz.
Geçmişten Günümüze Vatanseverlik Anlayışı
Türkiye'nin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden Necip Fazıl Kısakürek ve Süleyman Demirel gibi isimler de ülkelerini uluslararası arenada şikayet etmekten kaçınmışlardır. Necip Fazıl, cezaevi yıllarında yaşadığı zorluklara rağmen ülkesini gammazlamamış, Süleyman Demirel ise "Çıkıp da ülkemi mi şikâyet edeyim!" diyerek aynı duruşu sergilemiştir. Bu isimlerin ortak özelliği, zor zamanlarda bile ülkelerinin menfaatlerini her şeyin üstünde tutmalarıdır.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun bu duruşu, günümüz siyasetçileri için önemli bir örnek teşkil ediyor. Onun vatanseverlik anlayışı, siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde bir birlik ve beraberlik çağrısı niteliği taşıyor.
Günümüz Siyasetinde Yaşananlar
Son dönemde bazı siyasetçilerin, yolsuzluk iddiaları ve ülke sorunlarını uluslararası platformlara taşıması, tartışmaları beraberinde getiriyor. "İsrafı bitireceğiz" vaadiyle göreve gelenlerin, yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelmesi ve bu iddialara "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" gibi söylemlerle cevap vermesi, eleştirilere neden oluyor. Bu durum, Uğur Mumcu'nun "Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır" sözünü hatırlatıyor.
Bu siyasetçilerin, İngiltere'den Amerika'ya kadar çeşitli mecralarda ülkeyi şikayet etmeleri ve dış güçlerden müdahale beklemeleri, vatanseverlik ilkesiyle çelişiyor. Bu durum, "Kendimizi terk edilmiş hissediyoruz!" şeklindeki sitemleriyle birleşince, "taşeron" edası taşıyan bir tavır sergiledikleri yorumlarına yol açıyor.
"CHP'li Olurum" Dedirten Zihniyet Devrimi
Yazarın, "sömürge aydınlarından yüz çevirsinler, komprador burjuvazinin gözlerine bakmaktan vazgeçsinler, Oktay Sinanoğlu gibi ülkelerine gönülden bağlansınlar, Attila İlhan'ın 'Türkiye'nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10'udur' dediği 'hainlerle' irtibatlarını adamakıllı kessinler, İngiliz Büyükelçisi ile gizli gizli görüşen belediye başkanlarıyla aralarına mesafe koysunlar ben kendi adıma CHP'li olurum" ifadesi, aslında bir zihniyet devrimi çağrısıdır. Bu çağrı, ülkesini her koşulda savunan, milli değerlere sahip çıkan ve dış güçlerin etkisinden uzak bir siyaset anlayışını temsil ediyor.
Bu haberde bahsedilen durumlar, Türkiye'nin siyasi arenasında yaşanan çalkantıları ve vatanseverlik anlayışının farklı yorumlarını gözler önüne seriyor. Muhsin Yazıcıoğlu'nun vasiyeti ve diğer önemli şahsiyetlerin duruşu, günümüz siyasetçileri için bir rehber niteliği taşıyor. Siyasi görüş ayrılıkları ne olursa olsun, ülkenin menfaatlerini her şeyin üstünde tutmak ve dış güçlerin etkisinden uzak durmak, Türkiye'nin geleceği için hayati önem taşıyor. Yazarın "CHP'li olurum" ifadesi ise, bu理想lere ulaşılması halinde yaşanabilecek olumlu değişimi simgeliyor.